Adil Bir Akşam | Mustafa YALÇINKAYA

Hasan Bozdaş’ın ilk şiir kitabı ‘Adil Bir Akşam’ geçtiğimiz Nisan ayında Hece Yayınları tarafından neşredilerek okuruna emanet edildi. Söz&Kalem okuyucularının da yâkinen tanıdığı Bozdaş, kitabında on dokuz şiirini bir araya getiriyor. Her ne kadar bir ilk kitap olsa da gerek kapak resmi gerekse de ismi ile birçok okuru etkisi altına almış görünüyor. Kitaba ismini veren Adil Bir Akşam, herhangi bir şiirin başlığı olmasa da on dokuz şiirin de başını çekebilecek bir yeterliliğe sahip. Belki şairin adalete duyduğu özlemdir bu ismin sebebi belki de bir akşam vakti yazılan şiirlerdir. Bilemiyoruz. Ressam ve şair Hakan Şarkdemir’e ait olan kapak resminde ise ne erkek ne kadın, ne büyük ne de küçük olduğu anlaşılmayan bir insan sureti bizi buyur ediyor şairin gönül dünyasına.

Şiirlere genel bir göz atacak olursak kimisi bizi bir dönemeçten geçiriyor, kimisi evrelerden oluşuyor kimisi de okuyucuya bir taş olup sesleniyor. Hadis-i şeriflerden de hatırlayacağımız üzere insanın dünyada iken bir uyku hâlinde olduğu ve öldüğünde uyanacağı ve yine birçok ayet-i kerimede insanların “sakın dünya hayatı sizi aldatmasın” şeklinde uyarıldığı ifade ediliyor. Şair ‘Beklerken İzafiyet Dersleri’ adlı şiirinin birinci dönemecinde belki de içinde yaşadığı çoğu kişiyi ayakta uyutan dünyaya şöyle sesleniyor: “uyuttum seni dünya/ kıyamet geçti yanından, görmedin.” Sıradanlaşmış şiirselliklerin aksine içinde bulunduğu sisteme kendine has bir şekilde karşı çıkıyor Bozdaş. İkinci dönemeç delilik ve üçüncüsü uyku. İlk dönemeçte dünyayı uyuttuğunu söyleyen şair son dönemeçte ise uyuttuğu dünyayı değiştirebilmek adına bir ölüm uykusu istiyor sanki: “sana baktıkça dünyayı değiştirebilirim gibi geliyor/ yoksa ilk uykusu ölüm olsun ister mi insan.”

Şairin hastalıkla ve hastane ile ilgili söyledikleri de okuyucularının gözünden kaçmayacaktır mutlaka. Şairin bu döneminin ne kadar sancılı geçtiğini ifade etmekte her ne kadar yetersiz kalsak da Rabbimizden kendisine selamet ve hayırlı şifalar diliyoruz bir kez daha. Bazen hasta bakıcılarını tanıtıyor bizlere: “bir kadın her sabah başıma gelip nasılsın dedi/ hatırlıyorum tek işi nasılsın demekti” bazen yattığı hastaneyi betimliyor: “burası yedi köşeli duvar/ renginin ne önemi var” bazen de hastalığına değiniyor: “bu kez güne ne olarak başlayacağımı bilmiyorum/ belki iyileşmeyen bir çocuk, büyümesi de sorunlu.”

Şiirlerinde bazen okuyucusuna “siz” diyerek sesleniyor: “profilden bakınca ötelediğiniz bir ırktanım” bazen Allah’a karşı seslenişine şahitlik ediyoruz: “altından bisküvili sütler akan ırmakları/ ve senin çok bağışlayan olduğunu hatırlayınca/ tam o kısmında takılacağız ayetin/ ağlamaktan ileriye gidemeyeceğiz” bazen de seslendiği kişi bir sevgili oluyor, kendi şahsında belki de herkesin içerisinde bir sevgi beslediği maşukuna sesleniyor: “ellerini yanımda unutmuşsun/ her yere birlikte gidiyoruz/ sonra gereksiz bir şekilde ölüyorsun/ insan ölünce hep cennete gitmez istatistik olur/ ben istersen çiçek olurum/ seni o kadar severim ki tarih olursun.” Şiirlerinde aşka da değinen Bozdaş, “besmele çekiyor ve kendimi cennette hayal ediyorum/ ne istersem geliyor, sana gelince düşüyor çözünürlük” dizesi ile de aşkı bu şekilde aksettiriyor okuruna.

Hasan Bozdaş, şiirlerinin birçoğunda anne ve babasından bahsediyor. Babasının imamlık görevini yürüten bir memur olduğunu, annesinin pencere önlerine saksı içerisindeki menekşeleri yerleştirmeyi sevdiğini bu şiirlerden çıkarabiliyoruz. Aynı zamanda avukat olan Bozdaş, bir dizesinde babası ile kendisine şöyle değiniyor: “nobel’i almak için hiç çalışmadım/ babam imamdı ve günah dedi.” Yine bir başka dizede ise “babam fıkıh okur, ben avukatlık yaparım” diyerek kendi mesleğini de bu şekilde ifade ediyor. Annesine karşı ayrı bir muhabbet ve sevgi beslediğini, annesinin de kendisini çok iyi tanıdığını dile getiren şu dizeler de insanın annelere karşı olan sevgisini bir kat daha artıyor sanki: “neyi devirsem devrimci sayılırım anne/ kalbimin bütün putlarını önce sen görüyorsun/ işte, ceplerini badem doldurduğun çocuk/ hasta bir adam olup balkondan düşerse/ kulağa intihar geliyor, şaşıyorsun/ ben gidersem/ yağmur da arkamdan gelir bilmiyorsun.”

Yaşadığımız ülkenin yakın tarihinde insanın hatırladıkça hem utandığı hem düşündüğü ama en çok da üzüldüğü olaylar maalesef ki yaşanmıştır. Şiirlerini yazarken aynı zamanda sesini de duyurmaya çalıştığını düşündüğümüz şair, kimi dizelerde bu hadiselerden şu şekilde bahsetmiş: “belki yakılmasa köyümüz/ biz de sayardık ağaç isimlerini ezberden.” İnsanlar isteyerek ya da istemeyerek bir şekilde suç işlerler. Cezalarını sadece kendileri çekmez, aileleri de bu cezadan nasibini bir şekilde alır. Hele ki çocuklar. Belki de en çok onlar üzülür. Kimisi babasına, kimisini amcasına veya dayısına. Şairin çocukları göz önünde bulundurarak yazdığı şu satırlar insanı düşünmekten alamıyor: “anayasanın en çok çocukları üzmesi/ bir devlet geleneği midir?”

Bazı kelimeler yan yana gelince ve sürekli televizyondan veya radyolardan dillendirildikçe ne yazık ki etkisini yitiriyor. Dünya barışı, herkese adalet, hepimiz kardeşiz bunlardan sadece birkaç örnek. Herkes barış, adalet ister. Herkes herkesle kardeş olmak ister fakat bunun için çaba gösterenlerin sayısı az olmalı ki bu istekler gün geçtikçe artıyor. ‘Dünyanın Ayak İzi’ adlı şiirinde bu durumu nükteli bir şekilde dile getiren şairimize kulak verelim: “dünya barışını bir fanusta saklıyordum, boğuldu/ hepimiz kardeşiz dedim, sonra bil gülme tuttu.”

‘Hızır Ben İnsan Maketleri’ şiirine geldi sıra. Siz değerli okuyucuları etkilemek istemem ama bence kitabın en iyi şiiri. Bu diğerleri iyi değil anlamına gelmesin tabi ki. Hasan Bozdaş’ı tanımak isteyenler ve ilk defa okuyacak olanlar için bu şiiri öneririm. Sosyal medyada bir aralar revaçta olan bir soru vardı. Tarihî bir şahsiyetle bir saat oturma imkânınız olsa bu kim olurdu diye. Öyle zannediyorum ki bu soruyu Sayın Bozdaş Hızır a.s olarak cevaplardı. Neden diye soracak olursanız ‘Hızır Ben İnsan Maketleri’ şiirinin alt başlığı olan ‘hızır’la bankta bir saat’ bize cevabı şöyle veriyor: “admin, kiminle oturmak istersin/ diye sordu öncesinde bir bankta/ şey dedim, Allah’ın katından ilim verdiği kul/ onunla bir bankta oturur, hırkası bile olurum/ hırkasının toprağa sürtünen yerleri olurum/ hiç söz olmamıştır insan/ ben olurum.” Anladığımız kadarıyla şairin yanına almak, yolunun ona düşmesini istediği ama yanına alamadığı, yolunun da düşmediği bir şeyler var ki kimimiz buna aşk deriz belki kimimiz de bir ideal. Sade ve içten bir sevgi ifadesini bu dizelerde görmemek için insanın gönül gözünün olmaması gerek: “ben gemiler yaptım, gemiler yaptım, atam nuh’tur benim/ herkesi yanıma aldım da sana yerim kalmadı mı benim.”,  “ben gemicilik öğrendim atam nuh’tur benim/ o kadar gittim de sana yolum düşmedi mi benim.” Bozdaş’ın seyahati seven ve seyahatte olduğu yerleri anlatmayı da seven bir şair olduğunu şu dizeler gösteriyor bizlere: “ben bir gün stockholm’de yağmurla yürüyordum.”, “ben bir gün baltık’a bakıp iç geçiriyordum.” Ve şair içinde bulunmuş olduğu mevcut sistemi sesini değil de sözünü yükselterek, bazen ölmeyi de arzulayarak ama intihara hayır kurumu olmayı da bakmamamızı söyleyerek şu şekilde eleştirmeyi tercih ediyor: “kimi seveceğimi sistem belirliyor/ kimi beklemem gerektiği talimatlarda yazıyor/ talimatlar nasıl nefes alacağımı bilmiyor/ ben ölmek istiyorum, annem mürüvvetimi görmek istiyor.”

 

Son olarak Hasan Bozdaş, davasını dile getiriyor. Davasını kırmadan, dökmeden, bir yerleri ya da birilerini incitmeden, sözün en güzelini ama aynı zamanda en etkilisini de söyleyerek dile getiriyor hem de. Bir davası olmalı insanın, bir amacı, hedefi gerçeğini hiçbir zaman göz ardı etmeyen şair, mesleğinin de bir gereği olarak adaletin hiçbir şeye feda edilemeyeceğini düşünüyor. İsmet Özel’in şu dizesini “beni bir ses sahibi kıl/ kefarete hazırım” adeta hayatına geçirdiğini düşündüğümüz kıymetli şairimiz de şöyle sesleniyor okuruna: “dili dönmeyen herkesin yerine yeterince iyi konuştum/ çok efendi bulundum.”

Bir yorum yazın...

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s