Mahalle Mektebi Sohbetleri

10 Kasım’da Konya’da Mahalle Mektebi Dergisinin misafiri olduk, muhabbet ettik. Davetleri için Ulvi Kubilay Dündar ve Abdullah Kasay’a,  konukseverlikleri ve muhabbetleri için kıymetli Muammer Ulutürk hocamıza ve Mehmet Kahraman beye; refakatleri için Ahmet Melih Karauğuz, Ahmet Topbaş, Ali Akçakaya ve Alperen Tayfur’a teşekkürlerimle…

Bilkent Kitap Fuarı İmza Günü(3 Kasım 2018)

3 Kasım’da Bilkent Center’da düzenlenen kitap fuarında Hayriye Ünal, Merve Koçak Kurt ve Esra Özdemir Demirci ile birlikte Hece Yayınları standında kitaplarımızı imzaladık. Bizi yalnız bırakmayan Rasim Özdenören hocamıza, kıymetli öykücüler Gamze Güller ve Deniz Dengiz Şimşek’e, refakatleri için Alptuğ Topaktaş’a ve Ahmet Sezikli’ye binbir teşekkürle…

Bir Ölümlü İçin Pek Çok Ölüm: Adil Bir Akşam | Nergihan YEŞİLYURT

 

Şiiri duyumsamak ferahlıksa, şiir üzerine konuşmak her zaman son güneşler gibi insafsızca yakıcıdır. Çünkü okurun kendi şairini kendi şiir sesini açık etmesi demektir şiir üzerine konuşmak. Şiir üzerine konuşmanın şahsîliğinin altını çizdikten sonra, çok yakından tanık olduğum şiirlerden biraz bahsetmek isterim.   Okumaya devam et “Bir Ölümlü İçin Pek Çok Ölüm: Adil Bir Akşam | Nergihan YEŞİLYURT”

Adil Bir Akşam | Fatma ÖZKAYA

Hasan Bozdaş’ın ilk şiir kitabı “Adil Bir Akşam” geçtiğimiz Nisan ayında Hece Yayınları tarafından neşredildi. Şiirlerine zaman zaman Dergâh Dergisi’nde de rastladığımız genç şair, bu kitabında muhtelif dergilerde yayımlanmış on dokuz şiirini bir araya getirdi. Bir ilk kitap olmasına karşın, ismiyle ve kapağıyla okuru daha en başından etkisi altına alıyor. Adil Bir Akşam, kitaptaki şiirlerde geçmeyen bir isim fakat kitaptaki her şiiri kapsayacak bir bütünlük hissi veriyor. Belki adil bir akşamda toplandı bu şiirler, belki de adil bir akşam okunması gerekiyordur, kim bilir! Kapakta ise kırmızı saçlı biri -ne büyük ne küçük, ne kadın ne adam- içeriye buyur ediyor okuru bir akşam vakti. Okumaya devam et “Adil Bir Akşam | Fatma ÖZKAYA”

Hasan Bozdaş İle Adil Bir Akşam | Hüseyin AKIN

Hasan Bozdaş Diyarbakırlı. Ülkenin bütün seçkin edebiyat dergilerinde yazıyor. Dergâh, Mahalle Mektebi, Hece ve İzdiham bunlardan sadece birkaçı. Hukuk bitirmiş. Dış politika ve insan hakları üzerine çalışıyor. Dış politikayı bilmem, ama şairseniz ‘insan hakları’ üzerine çalışmaktan ziyade mücadele edersiniz. Hasan Bozdaş ilk şiir kitabının başlığını hukukçu kimliğiyle bağdaştırarak ‘ Adil Bir Akşam’ koymuş. Gerçi hep söylenir ya ‘şairlerin hayat hikâyeleri yoktur, şiirleri vardır’ diye, biz de bunu dikkate alıp şu dizeleri şairinin ağzından dikkatte dinleyelim: “ben doğduğumda / çocukları delirmesin diye anneler / hasan dağıttılar / O kadar çok baktım ki uzağa / öldüğüme inanmadılar”. Hangi birini alıntılayayım bu şiirlerin, her biri başka güzel. Hüznü, acıyı, sıkıntıyı, ıstırabı ve ölümü güzelleştiriyor bu şiirler. ‘Saatin Hiç Atmadığı İnsan Durumları’ndan bahsedecektim size, fakat şiirin bahse konu olmayacağını hatırladım birden. Daldan olgun bir meyveye uzanır gibi uzanıp bir dizeyi sundum size; işte bu: “İnsan yeterince dışardan gelmiştir”. Bir ilk kitabın okuyucunun elinde ikinci hatta üçüncü kitap gibi durması nasıl bir şeydir? Bunu bilenler bilir. Hasan Bozdaş’ın ‘Adil Bir Akşam’ kitabındaki şiirlerini okurken adalet duygusunu sonuna kadar kullanarak ‘bu kitap ilk kitap tedirginliğini üzerinden atmış bir şairin geç kalmış üçüncü kitabıdır’ demekten kendimi alamadım. İyi ki de kendimi böyle söylemekten alamamıştım, o zaman kalkıp tepeden inme çözümlemeler yapmaya kalkacaktım birileri gibi. Sevgili okur, âdil bir dünya özlemiyle, âdil bir düzen hedefini kuşanarak umudu birazcık yeşertmek istiyorsan şairin ‘Âdil Bir Akşam’ kitabıyla huzurlu bir akşam geçirmeni tavsiye ederim. Yine de sen bilirsin.

Hüseyin AKIN | Milli Gazete, 14.08.2018

Adil Bir Akşam | Harun YAKARER

Bir hukukçudan nasıl şiirler beklenebilirse öyle şiirler. Hasan Bozdaş’ın Adil Bir Akşam kitabındaki şiirler için bu cümle içerik hakkında bize karakteristik bilgiyi veriyor. Üslup bakımından ise 2010 kuşağı şairlerinden ayrılıyor. Ne gerçek anlamda lirik ne de epik bir söyleyişe sahip. İkisi de değil. Yükselmeyen bir ses tonunda, karşısındakini ikna edebilecek sükunetle kendine güvenen, ağır bir söylem gücüne sahip Hasan Bozdaş. Okumaya devam et “Adil Bir Akşam | Harun YAKARER”

Vakitlerden ‘Adil Bir Akşam’ | Merve Koçak KURT

34669134_10156419255943188_6607157244674965504_n

Bahçenin dört bir yanı hanımeli çiçekleriyle bezenmiş. Guruba karşı oturmuş şiirden dem vuruyoruz. Çiçekler, imgelere dönüşüp kokularını salıyor ruhumuza. Uzaklardan bir şarkı duyuluyor: “Gün Biter Gülüşün Kalır Bende”. Epeydir uzak düşmüşüz; denizden, kıyıdan, “Postacı”nın anlattıklarından ve metaforlardan… Okumaya devam et “Vakitlerden ‘Adil Bir Akşam’ | Merve Koçak KURT”

Bir Japon Ölürken Konuşmalar

Ali Ayçil dizelerini daima akraba bulurum, ilk kez okuduğumu düşünmem bile, denemelerinde de bundan farklı düşünmedim. Benzer şeyleri gözlemliyor, kıvanç duyuyor, burukluğunu yaşıyor, yanı başımda konuştuğunu duyuyorum. Örneğin, onu çaresiz bırakan ölüm, işte hepimizin ortasında çırılçıplak ve yapayalnız. Alışkanlıklarımız, korktuklarımız ve hakkında konuştuğu şeylerin hiçbiri bizden uzak değil. İletişim kurma biçimi de bize uzak değil, bir yaralının yakını gibi. Ama kesinlikle sesini yükseltmiyor, olanca dirayetiyle sabrediyor. O, bunu kişisel kaosu olarak adlandırıyor.   Okumaya devam et “Bir Japon Ölürken Konuşmalar”

2010 Kuşağına Dair Bir Umut: Adil Bir Akşam | Abdulkadir ÜSTÜNDAĞ

aaaaaa

Şiir kitapları değerlendirilirken, terazimizin diğer türlere oranla çok hassas olması gerektiği kanaatindeyim. Hele ki bu kitap şairin ilk şiir kitabı ise… Bu hususta herkesin dayandığı tenkit usulü veya kıstas farklı tabi. Şiir ve kıstas! Bin dört yüz yıllık yazın geleneğimize baktığımızda birçok türün zamanla yerini başka türlere bıraktığını görürüz. Şiir öyle mi! Süleyman Çobanoğlu’nun tabiri ile çobanı ve padişahı şair bir milletten bahsediyoruz. Zaman içerisinde farklı terkiplere bürünse de şiir her zaman yazınımızın ana kaynağı oldu. Peki o günden bu yana tezkirecilerimize ve dönemin edebi tenkitçilerine bakacak olursak, şiir konusunda kıstaslarını şu iki nokta üzerinde belirginleştirdiklerini görürüz: Birincisi, şairin şiirinin daha önceki şairler ile ne ölçüde bir rabıtası bulunuyor. Buradaki ince nüans geleneği tekrar etmek değil, var olana ne ölçüde yeni bir şey aktarıldığı üzerine. İkincisi, şairin dili yani kendi çağının dilini şiirde ne ölçüde sınırları zorladığı. Kullandığı imgeler, mazmunlar, semboller, imajlar vs. ile kendi çağının ifadelerini ne derece dolaşıma sokabildiği önemli şairlik kıstaslarından. Divan şiirinin kullandığı mazmunlar hep aynı olmakla eleştirilmişti. Bu eleştiri divan şiiri denilen döneme basmakalıp yaklaşımdan ve derinlemesine analiz yapılmamasından kaynaklanmakta. Çünkü divanda içerik bir geleneğin içinde sabit olduğundan bizler, anlatılanın aynı olması ile kullanılan dili ve şiirselliği de tek düze olmak gibi bir yanılgı içerisinde değerlendiriyoruz. Oysa divanda iyi şair kıstası, var olan anlatı geleneği içerisinde kendi anlatısında yeni mazmunlar oluşturup, oluşturamadığı değerlendirilerek dikkate alınır. Kısa bir örnek vermek gerekirse; divan şiirinde âşık hep bir gurbet ve sevgiliden uzak hasret duygusu içerisindedir. Bu uzaklığı ifade etmek için “Çin, Maçin vs” gibi ifadeler kullanırken divan geleneğin son döneminde şairler uzaklığı kendi çağının kavramları olan “telgraf, buharlı makineler vs.” ile ifade ettiğini görmekteyiz. Okumaya devam et “2010 Kuşağına Dair Bir Umut: Adil Bir Akşam | Abdulkadir ÜSTÜNDAĞ”

İçli, Acılı ve Zarif Şiirler | İbrahim DEMİRCİ

DcNixLdXUAEljQn

Kitaba adını veren üç kelime “Adil bir akşam” ne bir şiirin adı ne de herhangi bir dizede geçiyor. Demek ki bu ad, şiirlerin bütününden tüten bir havayı, belki bir “dava”yı yansıtıyor. Nitekim şiirleri okurken şairin hukukçu kimliğini yansıtan pek çok unsurla karşılaşıyoruz. Şair, davasını dile getirirken, sesini yükseltmiyor, bağırıp çağırmıyor; sakin, güvenli bir sesle konuşuyor, zaman zaman fısıldıyor sanki ve sık sık birtakım şeyleri muhatabının bilgisine, kültürüne, sezgisine bırakarak ima ile geçiyor. Okumaya devam et “İçli, Acılı ve Zarif Şiirler | İbrahim DEMİRCİ”