Hece Yazıları

Bir Japon Ölürken Konuşmalar

Ali Ayçil dizelerini daima akraba bulurum, ilk kez okuduğumu düşünmem bile, denemelerinde de bundan farklı düşünmedim. Benzer şeyleri gözlemliyor, kıvanç duyuyor, burukluğunu yaşıyor, yanı başımda konuştuğunu duyuyorum. Örneğin, onu çaresiz bırakan ölüm, işte hepimizin ortasında çırılçıplak ve yapayalnız. Alışkanlıklarımız, korktuklarımız ve hakkında konuştuğu şeylerin hiçbiri bizden uzak değil. İletişim kurma biçimi de bize uzak değil, bir yaralının yakını gibi. Ama kesinlikle sesini yükseltmiyor, olanca dirayetiyle sabrediyor. O, bunu kişisel kaosu olarak adlandırıyor.   Okumaya devam et

Standart
Adil Bir Akşam Hakkında

2010 Kuşağına Dair Bir Umut: Adil Bir Akşam

aaaaaa

Şiir kitapları değerlendirilirken, terazimizin diğer türlere oranla çok hassas olması gerektiği kanaatindeyim. Hele ki bu kitap şairin ilk şiir kitabı ise… Bu hususta herkesin dayandığı tenkit usulü veya kıstas farklı tabi. Şiir ve kıstas! Bin dört yüz yıllık yazın geleneğimize baktığımızda birçok türün zamanla yerini başka türlere bıraktığını görürüz. Şiir öyle mi! Süleyman Çobanoğlu’nun tabiri ile çobanı ve padişahı şair bir milletten bahsediyoruz. Zaman içerisinde farklı terkiplere bürünse de şiir her zaman yazınımızın ana kaynağı oldu. Peki o günden bu yana tezkirecilerimize ve dönemin edebi tenkitçilerine bakacak olursak, şiir konusunda kıstaslarını şu iki nokta üzerinde belirginleştirdiklerini görürüz: Birincisi, şairin şiirinin daha önceki şairler ile ne ölçüde bir rabıtası bulunuyor. Buradaki ince nüans geleneği tekrar etmek değil, var olana ne ölçüde yeni bir şey aktarıldığı üzerine. İkincisi, şairin dili yani kendi çağının dilini şiirde ne ölçüde sınırları zorladığı. Kullandığı imgeler, mazmunlar, semboller, imajlar vs. ile kendi çağının ifadelerini ne derece dolaşıma sokabildiği önemli şairlik kıstaslarından. Divan şiirinin kullandığı mazmunlar hep aynı olmakla eleştirilmişti. Bu eleştiri divan şiiri denilen döneme basmakalıp yaklaşımdan ve derinlemesine analiz yapılmamasından kaynaklanmakta. Çünkü divanda içerik bir geleneğin içinde sabit olduğundan bizler, anlatılanın aynı olması ile kullanılan dili ve şiirselliği de tek düze olmak gibi bir yanılgı içerisinde değerlendiriyoruz. Oysa divanda iyi şair kıstası, var olan anlatı geleneği içerisinde kendi anlatısında yeni mazmunlar oluşturup, oluşturamadığı değerlendirilerek dikkate alınır. Kısa bir örnek vermek gerekirse; divan şiirinde âşık hep bir gurbet ve sevgiliden uzak hasret duygusu içerisindedir. Bu uzaklığı ifade etmek için “Çin, Maçin vs” gibi ifadeler kullanırken divan geleneğin son döneminde şairler uzaklığı kendi çağının kavramları olan “telgraf, buharlı makineler vs.” ile ifade ettiğini görmekteyiz. Okumaya devam et

Standart
Adil Bir Akşam Hakkında

İçli, Acılı ve Zarif Şiirler

DcNixLdXUAEljQn

Kitaba adını veren üç kelime “Adil bir akşam” ne bir şiirin adı ne de herhangi bir dizede geçiyor. Demek ki bu ad, şiirlerin bütününden tüten bir havayı, belki bir “dava”yı yansıtıyor. Nitekim şiirleri okurken şairin hukukçu kimliğini yansıtan pek çok unsurla karşılaşıyoruz. Şair, davasını dile getirirken, sesini yükseltmiyor, bağırıp çağırmıyor; sakin, güvenli bir sesle konuşuyor, zaman zaman fısıldıyor sanki ve sık sık birtakım şeyleri muhatabının bilgisine, kültürüne, sezgisine bırakarak ima ile geçiyor. Okumaya devam et

Standart
Notlar: Bugüne Dair

Hece Taşları: İlhami Çiçek

Hece Dergisi, 1997 yılının Haziran ayında yayımladığı 6. sayısında, Hece Taşları bölümünde İlhami Çiçek’e yer vermiş. Müteveffa şairin konu edildiği ilk dosyalardan biri. Çok da bilinmeyen, hatta unutulmuş bu dosyayı bana ulaştıran sevgili Ahmet Sezikli’ye ve sayfamda paylaşmama izin veren sayın Ömer Faruk Ergezen’e teşekkür ediyorum.

İlhami Çiçek, şiir dünyamda ayrı bir yer kaplıyor, bir avuç şiiriyle. O zaman yokluğu için oturalım ve Hüznün Mesnevisi‘ni dinleyelim. Çünkü  “Hüzün, öylece orta yerdedir.”   Okumaya devam et

Standart
Notlar: Bugüne Dair

Yalnız Adam | İlhami Çiçek

Bu şiir ilk kez Hece Dergisi‘nin 6. sayısında ‘Hece Taşları’ bölümünde yayımlanmıştır. Göğekin ve Edebiyat Dergisi Yayınları’ndan çıkan Satranç Dersleri isimli kitaplarda yer almamaktadır.

Dipnotta da belirtildiği üzere, arkadaşı ve yakın dostu M. Emin Alper’e armağan ettiği, Ionesco’nun Yalnız Adam kitabının ilk sayfasına yazmıştır.

Standart
Gezi Yazıları, Notlar: Bugüne Dair

7 Günde Devr-i İskandinavya

Şöyle bir pasajı var Camus’un, “What gives value to travel is fear. It is the fact that, at a certain moment, when we are so far from our own country … we are seized by a vague fear, and an instinctive desire to go back to the protection of old habits … this is why we should not say that we travel for pleasure. There is no pleasure in traveling, and I look upon it more as an occasion for spiritual testing … Pleasure takes us away from ourselves in the same way as distraction, in Pascal’s use of the word, takes us away from God. Travel, which is like a greater and a graver science, brings us back to ourselves.”[1]

Özetle, “Yolculuk, bizi kendimize geri getirir.”

İşte biz bu yolculuğa üç kişi çıktık ama ben sadece kendimden bahsedeceğim. Kendimi geri getirmek için, rüya izlerimin peşi sıra yürüdüm: İskandinavya. En bi sevdiğim. Okumaya devam et

Standart