İçli, Acılı ve Zarif Şiirler

DcNixLdXUAEljQn

Kitaba adını veren üç kelime “Adil bir akşam” ne bir şiirin adı ne de herhangi bir dizede geçiyor. Demek ki bu ad, şiirlerin bütününden tüten bir havayı, belki bir “dava”yı yansıtıyor. Nitekim şiirleri okurken şairin hukukçu kimliğini yansıtan pek çok unsurla karşılaşıyoruz. Şair, davasını dile getirirken, sesini yükseltmiyor, bağırıp çağırmıyor; sakin, güvenli bir sesle konuşuyor, zaman zaman fısıldıyor sanki ve sık sık birtakım şeyleri muhatabının bilgisine, kültürüne, sezgisine bırakarak ima ile geçiyor. Okumaya devam et

Hece Taşları: İlhami Çiçek

Hece Dergisi, 1997 yılının Haziran ayında yayımladığı 6. sayısında, Hece Taşları bölümünde İlhami Çiçek’e yer vermiş. Müteveffa şairin konu edildiği ilk dosyalardan biri. Çok da bilinmeyen, hatta unutulmuş bu dosyayı bana ulaştıran sevgili Ahmet Sezikli’ye ve sayfamda paylaşmama izin veren sayın Ömer Faruk Ergezen’e teşekkür ediyorum.

İlhami Çiçek, şiir dünyamda ayrı bir yer kaplıyor, bir avuç şiiriyle. O zaman yokluğu için oturalım ve Hüznün Mesnevisi‘ni dinleyelim. Çünkü  “Hüzün, öylece orta yerdedir.”   Okumaya devam et

Yalnız Adam | İlhami Çiçek

Bu şiir ilk kez Hece Dergisi‘nin 6. sayısında ‘Hece Taşları’ bölümünde yayımlanmıştır. Göğekin ve Edebiyat Dergisi Yayınları’ndan çıkan Satranç Dersleri isimli kitaplarda yer almamaktadır.

Dipnotta da belirtildiği üzere, arkadaşı ve yakın dostu M. Emin Alper’e armağan ettiği, Ionesco’nun Yalnız Adam kitabının ilk sayfasına yazmıştır.

7 Günde Devr-i İskandinavya

Şöyle bir pasajı var Camus’un, “What gives value to travel is fear. It is the fact that, at a certain moment, when we are so far from our own country … we are seized by a vague fear, and an instinctive desire to go back to the protection of old habits … this is why we should not say that we travel for pleasure. There is no pleasure in traveling, and I look upon it more as an occasion for spiritual testing … Pleasure takes us away from ourselves in the same way as distraction, in Pascal’s use of the word, takes us away from God. Travel, which is like a greater and a graver science, brings us back to ourselves.”[1]

Özetle, “Yolculuk, bizi kendimize geri getirir.”

İşte biz bu yolculuğa üç kişi çıktık ama ben sadece kendimden bahsedeceğim. Kendimi geri getirmek için, rüya izlerimin peşi sıra yürüdüm: İskandinavya. En bi sevdiğim. Okumaya devam et

Şiirde Amerikan Kültürü: Poetry Slam

 

Bir Slam Şiir Kesiti

Suriyeli aktivist ve şair Amal Kassir, Denver’da kendisine yeni cesur sesler arasında Grand Slam ödülünü getirecek Suriye isimli şiiri yaşıyordu sahnede:

“Kucağımda bir zamanlar aileme ait kollar bacaklar,
Gırtlağım çalınmış, kanım çığlık çığlığa
Yedi nesil işkence altında,
Rabbim Azrail’i yolla ki ruhları korusun ve yaşayanlar bir şeyin ilahisini duysun,
Biliyorum burada halkım, göremesem de onları kulağımda sesleriyle
Hep bir ağızdan çıkıyor sesimiz
İçimde kurt gibi aç bir diktatör dolanıyor…”[1] Okumaya devam et

Bir Odadan Dünyaya: Otomatların Marşı

“Ben küçükken yaban keçisiydim / karışmak topluma bir onmaz ihmaldi aslında biliyorsun / çünkü evcil ve medeni olan ne varsa / sürüyordu bir uçuruma gülen ve ağlayan maskeleri”

Tam da toplumun bu gülen ve ağlayan maskeleri içerisinde, yani insanların otomatlaştığı veya çağın otomatı insanlaştırdığı, rahatsız edici bir dünya figürünün oluşturduğu sancıyla tanıyoruz Nergihan Yeşilyurt’u ve bu sancının bıraktığı tiradı. Okumaya devam et