Şiirde Amerikan Kültürü: Poetry Slam

 

Bir Slam Şiir Kesiti

Suriyeli aktivist ve şair Amal Kassir, Denver’da kendisine yeni cesur sesler arasında Grand Slam ödülünü getirecek Suriye isimli şiiri yaşıyordu sahnede:

“Kucağımda bir zamanlar aileme ait kollar bacaklar,
Gırtlağım çalınmış, kanım çığlık çığlığa
Yedi nesil işkence altında,
Rabbim Azrail’i yolla ki ruhları korusun ve yaşayanlar bir şeyin ilahisini duysun,
Biliyorum burada halkım, göremesem de onları kulağımda sesleriyle
Hep bir ağızdan çıkıyor sesimiz
İçimde kurt gibi aç bir diktatör dolanıyor…”[1]

Poetry Slam/Slam Poetry: Genel Tanışıklık ve Kurallar

Enis Akın, Şamar Şiiri[2] isimli yazısında Slam Poetry için bu karşılığı benimsediğini söylese de kavramı tam anlamıyla karşıladığını düşünmek güç. Çünkü Şamar Şiiri diye bahsedilen şiir anlayışının Amerikan Kültürü’ndeki asıl karşılığı Poetry Slam’dir, bizim öncelikle Poetry Slam’i tanımlayıp sonradan bu olgu karşısında ortaya çıkan Slam şiirini isimlendirmemiz gerekecektir ki şu aşamada Türkiye bu kavramlara oldukça yabancı.

1980’li yıllarda Marc Smith ve arkadaşlarının öncülük ettiği bir tür şiir performans yarışmaları doğdu Chicago’da. Bar, kafe, kitabevi, üniversite ve tiyatrolarda ortaya çıkan, izleyiciler karşısında şiir seslendirmeyi ve sahnelemeyi gerektiren bir tür melez sanattı. Melez sanat çünkü Amerikan toplumu rap, hip-hop kültürüne oldukça aşinayken, bu kültüre oldukça benzeyen ama görsel herhangi bir enstrüman veya ritmik ses kullanılmadan, sadece seslendirenin ses tonu, jest ve mimikleriyle izleyiciye ulaşan ve adına “Poetry Slam” denilen bir tür yarışma organizasyonu oluştu.

1990’da San Francisco’da National Poetry Slam (NPS) adı altında bir organizasyon tertip edildi. Başını Gary Mex Glazner çekti, Chicago’dan New York’tan ve San Francisco’dan takımlar yarıştı. Bugün organizasyon 16. yılında. Amerika, Fransa ve Kanada’dan dörtlü takımlar NPS şemsiyesi altında hâlâ yarışmalar düzenliyorlar. Bugün bu organizasyon dâhilinde olmasa bile Amerika’nın tüm kentlerinde; İngiltere, Almanya, İsveç, Norveç vb. birçok ülkede bu tür yarışmalar küçük çaplı da olsa düzenleniyor. Bu yarışmaların bazılarında para ödülü olduğu gibi sadece unvan için yapılanları da mevcut.

1997’ye gelindiğinde yine Amerika’da, Marc Smith bu tür yarışmaların tek elden yapılması ve organize edilmesini kolaylaştırmak amacıyla Poetry Slam Inc (PSI)’ı kurdu. Herhangi bir kar amacı gütmeyen bu kuruluş, Poetry Slam organizasyonları için genel kurallar belirledi, belli rekabet kuralları oluşturdu ve bu sayede organizasyon uluslararası boyutta da ivme kazandı.

Artık benimsenen kurallara göre yarışmalar katılmak ve izlemek isteyen herkese açıktır. Başvuranlar bir ön elemeden geçirilebiliyor.[3] Seyirciler arasından rastgele 5 hakem belirlenir ama cinsiyet, yaş ve milliyetlerin farklı olmasına özen gösterilir, hakemler her bir gösterinin ardından puanlarını açıklarlar. Her şair, 3 dakika 10 saniye gösteri yapar. Sürenin aşıldığı her 10 saniye için puanının yarısı atılır. Puanlar 0 ile 10 aralığındadır. En yüksek ve en düşük puanlar düşürüldükten sonra geriye kalan 3 puan toplanarak şairin totaldeki puanı belirlenmiş olur. Katılıma göre üç ya da dört raund sonunda kümülatif puanlar toplanarak kazanan belirlenir.

Poetry Slam bize ne kadar yabancı iseortaya çıktığı kültürlerde bir o kadar popülerdir. Özellikle Amerika’da şiir kafelerin dışına adım atmış, Broadway sahnelerine girmiş, televizyon programlarına çıkmış, belgesellere konu olmuş, uzun metrajlı filmlerde, dizilerde işlenmiştir. Örneğin, The Fosters dizisinde Garett Clayton bir barda Slam şiir örneği sunmuştur.[4] Ünlü oyuncular da sahnede Slam şiir örneği sergilemişlerdir.[5]Jimmy Fallon’un Talk Show programında çok iyi örneklere rastlamak mümkün.

Şiir metinlerinin birçoğu ki teknik anlamda şiir midir tartışılabilir, sahnelenmeden önce yazılır, prova edilir ve canlandırılır. Ama serbest stilde ve doğaçlama Slam etkinlikleri de bulunmaktadır.  Slam şiir, çok duyusal bir şiir pratiğidir. Ağız ve işitsel açıdan, fiziksel dinamik, izleyicilerin tepkileri, farklı lehçelerin kullanımı ile Slam şiir bir kombinasyondur.

3575490_g

Sanat Anlayışı İçerisinde Slam Şiir

Postmodernizmle birlikte literatüre birçok kavram girmiştir. Şiir de bundan payını almıştır. Görsel şiir, ses şiir, performans şiir, deneysel şiir…

Slam şiir, “spoken word” adı altında ses şiir, caz şiir, hip-hop, geleneksel şiir okumaları, monolog canlandırmaları gibi diğer türlerle birlikte yer alır. Ki bakıldığında bariz şekilde hip-hop kültüründen etkilendiği görülmektedir.

Ses şiir ve performans şiir, Slam şiire benzer. Fakat ses şiir, edebi ve müzikal bir kompozisyondur. İnsan konuşmasının geleneksel yanını fonetik açıdan öne çıkarır. Performans şiirde ise şair aynı zamanda bir tiyatrocudur, performansını sunarken çeşitli aksesuarlardan yararlanır. Teknolojinin gelişmesiyle birlikte dijital ortamlarda yapılan kayıtlarda bu yön daha çok ön plana çıkmaktadır. Caz şiirde ise arka planda caz enstrümanlarıyla, şiirini bir caz şarkısı gibi okur ve canlandırır. Üçünde ortak olan tek şey, şiirin şairi tarafından yaşanarak/canlandırarak seslendirilmesidir.

Sanat, ezelden beri kıymet verilen bir olgudur ki bu da sanatçısına güven aşılar. Yazı bulunmadan önce dahi, şiir sözlü bir eğlence aracı olarak statü kazanmıştır. Zengin ritimler ve tekerlemeler, yazının olmadığı bir dünyada sözlü kültürün daha kolay ezberlenmesi ve aktarılması için kullanılmıştır. Yazı kültürü gelişince ise sözlü kültür itibar kaybetmiş,  gelişme gösterememiştir. Yazılı edebiyat, sözlü edebiyatı belli çevrelerin içine itmiştir. Şiir akademik hale gelmiştir. Geçmişin yeniden ve yeniden inşa edilmeye çalışıldığı bir dünyada popüler kültür, insanları etkisi altında tutmaktadır. Ne zamanki çağdaş anlatı teknikleri, anlamı işlevsiz bir hale getirdi, sesler ve ritimler geniş bir yelpazeye uzanmıştır. Nitekimsözlü edebiyat, medeniyetlerin doğuşunda önemli bir yere sahiptir.[6] Amerika’da çağdaş edebi sahnenin, sözlü edebiyatın tohumlarını şimdi Poetry Slam ile canlandırdığı düşünülmektedir. Türün canlanması, konuşma dili ve hararetli bir üslupla olmuştur. Kullanılan sözcüklerin estetiği, sosyal etkilerinin, yani ırk, cinsiyet hatta ekolojik ve ekonomik sorunları işlemesinin gerisinde kalmıştır.

Bu sahne sanatında, sözlü performans da sözcüklerin yanında belirleyici bir etkiye sahiptir. Sanatçı izleyici ile görsel temas sağlar. Duygular doğrudan iletilebilir, geribildirim fark edilebilir. Sanatçı şiiri nasıl aktaracağını düşünür. Yazılı ve şifahi sözcükler şiirin ayrılmaz bir parçasıdır.

Poetry Slam, melez Amerikan kültürü ve sosyal konularda geniş bir yelpazeden beslenmektedir. Irk, cinsiyet, siyaset ve ekonomi bu hareketi temelinden etkilemektedir. Bu, sosyal sorunları dillendirmek için popüler bir ortam yaratmıştır.

Slam çevreleri, Amerikan toplumunun dayattığı baskıyı kırmıştır. Bu, ırk ve kimlik farklılığını, cinsiyet yanlılığını, işçi sınıfını ve Amerikan kültürel marjinalizmini adres göstermektedir. Farklı kültürlerin karışımı ve şiirsel araçlar bir araya gelmiştir. Şiir yarışmaları, farklılıkların kutlaması haline gelmiştir. “Bu şiir yarışmaları gerçek zamanlı kritik söylemleri somutlaştırmaktadır.” [7]

20130305_slam_poetry_91

Yorum

Her şeyden önce Slam şiirin, Amerikan kültürünün kaçınılmaz ürünü olduğunu unutmamak gerekir. Siyahilerin sorunları, cinsiyet ayrımcılığı, ikinci sınıf vatandaşlık, ekonomik eşitsizlik ister istemez birçok sanatsal tavrı beslemektedir. Amerikan toplumu bu bağlamda sürekli olarak toplumsal sorunların dillendirildiği edebiyat toplantılarıyla muhatap olmaktadır, bu bir alışkanlıktır. San Francisco’da caz kafeler, Denver’da şiir kafeler ve diğer eyaletlerdeki yansımaları, toplumla barışık bir kültürün de doğmasına sebep olmuştur. Bunun ilk örneği elbette hip-hop’tur. Özellikle Afro-Amerikan gençler arasında yayılan bu kültür, ezilen sınıfların kendilerini ifade edebildiği bir ortam yaratmasına sebep olmuş ve toplumda da bir karşılık bulmuştur. Slam şiir de, her ne kadar kafelerde ve barlarda ortaya çıkmış olsa da bugün akademik camianın sahiplendiği bir tür olarak karşımızdadır.

Zaman içerisinde Slam şiirin şiirsellikten çıkması ve yapaylığın gelmesi, bir tür popülizm aracı olarak görülmesi ve kariyerinin yapılması, PSI’nin başındaki Marc’ı dahi hayal kırıklığına uğratmıştır. Şairler artık üretmek yerine popüler şarkılardan beslenmektedir. Bunun sonucu olarak da Slam, ırk ve kimlik üst başlığı altında, konuşma dili ve hip-hop benzeri bir üslupla şiir anlayışını değiştirmiştir. Slam şiir mevcut durumda günceli tasvir eder ve güncel popüler beğeni ve talepler ile ilgilenir. Bu yüzden de şiirselliği sorgulanmalıdır.

Slam şiirin henüz Türkiye’de bir karşılığı bulunmamaktadır. Bazı şairlerin kendi ortamlarında sahneye çıkıp şiirlerini seslendirmeleri ve bunu Slam şiir olarak adlandırmaları doğru değildir. Slam şiir bir yarışma formatıdır. Evet, sözleri sert ve hararetlidir, çoğunlukla sosyal mesaj içermektedir bu yüzden de ‘şamar’ olarak nitelendirilebilir. Ama Slam şiirin yarışma formatı görülmezse ortada bir Slam şiir kültüründen de bahsedilemez, şairin kendi şiirini yaşayarak seslendirmesinin Slam şiirde bir karşılığı yoktur. Slam şiir, şiirini en iyi seslendiren şairi belirler. Bu bağlamda geleneksel Türk edebiyatındakiâşık atışmasını hatırlatmak gerekir. Halk edebiyatında âşıkların karşılıklı olarak şiir söylemesine atışma denir. Deyişme de denilen atışma, en az iki aşığın, bilirkişiler ve dinleyiciler karşısında belli kurallar içerisinde yaptıkları şiir söyleme ve birbirlerini yoklama yarışmasıdır. Enstrüman da kullanılabilir. Âşıklar arasında bir sıra bulunur ve bu sıra döner. Slam şiirde hiçbir şairin seslendirdiği şiir bir diğerini ilgilendirmediği gibi, şair kendisine verilen süre içerisinde şiirini okur. Yarışma sonunda da beğenilen şair “Grand Slam” ödülünü kazanır.

Türkiye’de henüz bir örneğiyle karşılaşmadığımız böyle bir organizasyon ilerleyen zamanlarda elbette sahnelerde karşımıza çıkabilir. Ama toplumda bir karşılık bulabilir mi, bunu söylemek güç. Bununla ilgili Efe Murad’ın bir söyleşide belirttiği hususlar, konuyu bitirmek için yeterli.

“Son zamanlarda yurtta hâkim olan yabancı akımların ya da akım olmayı kendi coğrafyalarında başaramayanların getirdiği akışı ve yeniliği kendilerinde barındıramayan taklit-akımların, ancak kendi anlamları içinde kaybolduğu bir dönemdeyiz. Teknoloji kendini para piyasalarıyla eş gösteriyor. Yenilik, yenileşmeyi bozucu bir silah olarak kullanıyor. Yenileşen, yenileşemiyor. Yenileşti diyecekken biz de değerlerimizle eksiliyoruz/eskiyoruz aynı zamanda. Eksiltilmiş insanlar var etrafımızda. Türkiye’de, arabesk kültürü gibi bizim kendi iç dinamiklerimizle, doğal bir süreçte, oluşmuş bir alt kültürün bir daha ortaya çıkacağını düşünmüyorum. Çünkü başka kültürleri ithal etmeye ve kendimizinkileri ise unutmaya çalışıyoruz. Anglosakson, bilhassa Amerikan çıkışlı, kültürün getirilerini tartışıyoruz ve kendi hareketimizi o alanlar dâhilinde kuruyoruz. Buna en iyi örnek, bence, gençleri gereksiz yere meşgul eden hip-hop kültürü. Alt kültür olarak kendini pazarlayan ama aynı zamanda da para piyasasını yönlendirebilecek bir iktidar kazanan, gittikçe büyüyen bir sürükleniş olarak nitelendirebiliriz hip-hopu. Amerika’da son dönemlerde hâkim olan “Şamar Şiiri” (Slam Poetry) de tam çıkış noktasını buradan alıyor: Gençlerdeki bilinçsizliğin sanki bilinçlilik gibi satılması. Bu çıkış, her ne kadar donanımsız çapulcu bir grup oluştursa da şiir akımı ya da hiç değilse kültür akımı olarak Amerika’da kabul görüyor. Bu çıkışı elbet alt kültürün entelektüel bir arayışı olarak göremeyebiliriz ama halkın -gizli çoğunluğun- sosyal, siyasal ve sanatsal dinamiklerini tuttuğu için daha sonra entelektüel bir çabayı yayabilecek bir potansiyele, ilhama sahip olduğunu düşünüyorum. Kendi gelenekselliğimiz dâhilinde, kültürümüzün tüm oyuklarını kullandıkça alt kültürümüzü kurabiliriz. “Şamar Şiiri” (Slam Poetry) bağlamında genişletilmiş olan hip-hopun ve günümüzde onu icra edenlerin sosyal, siyasal ve sanatsal anlamda çürümeyi kendi bağlamlarında işaret etmelerinden başka bir işlevi olduğunu düşünmüyorum. Şiirimizi ve kendi şiir manifestolarımızla imlediğimiz poetikalarımızı ancak kendi coğrafyamız ya da kendi dilimiz üstünden yaptığımız çıkarımlarla (ama coğrafyamızın sorunlarını ve çıkmazlarını aşarak) kurabiliriz.”[8]

| Hasan BOZDAŞ: Hece Dergisi(234, 235, 236) DİJİTAL KÜLTÜR ÖZEL SAYISI
Kaynakça:

[1] İsmail Kılıçarslan, 2015 yılında Uluslararası Üsküdar Şiir Festivali’nde Emel’in performansının hemen ardından bu çeviriyi seslendirdi. İzlemek için: https://www.youtube.com/watch?v=EsmLGmX680k
[2] Yasakmeyve Dergisi, 1. Sayı, Mart 2003
[3]http://www.dummies.com/how-to/content/what-to-expect-at-a-poetry-slam.html
[4] İzlemek için: https://www.youtube.com/watch?v=WPju5dH9or0
[5] Tom Hanks için: https://www.youtube.com/watch?v=rfWIuymme50   Samuel L. Jackson için: https://www.youtube.com/watch?v=jzf1dJyLesI
[6]https://www.academia.edu/14531830/POETRY_SLAM_THE_POETICS_OF_AMERICAN_POPULAR_CULTURE
[7] Somers-Willett, Susan B.A. Cultural Politics of Slam Poetry : Race, Identity, and the Performance of Popular Verse in America. S. 35, Michigan Üniversitesi Yayınları, 2009.
[8] Efe Murad Söyleşisi (Söyleşiyi Yapan: Cenk Gündoğdu)

Görsel 1:  http://wvir.images.worldnow.com/images/3575490_G.jpg
Görsel 2: http://images.publicradio.org/content/2013/03/05/20130305_slam_poetry_91.jpg

Bir yorum yazın...

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

w

Connecting to %s