Durup Dururken Notlar: Aralık 2014

Bir Zaza, bir Çerkez bir de Maçkalı, uzun bir yola çıktık, uzun zaman önce.  Hepimiz deli olduk çıktık.

Delilik Notları

“Neden burada olduğunu biliyor musun?”

“Sakarlığım yüzünden. Sakarlık ilk neden, ayrıca upuzun bir de listemiz var. Tembellik, dağınıklık, inatçılık, bencillik, şişmanlık, çirkinlik, kötülük, kabalık. Bir de yalancılık. Bu sınıflandırmanın alt başlıkları da var. Birincisi, sahte körlük, gerçekte iki büklüm eden hayali ağrılar, gerçek olmayan işitme sorunları, yalandan bacak sakatlanmaları, yapmacık baş dönmeleri, aslı astarı olmayan ve işten kaçmak için uydurulan hastalık bahaneleri. İkincisi ise mızıkçılık. İnsanlara soğuk davranmayı atladım mı acaba? Soğuk davranmak da var da…”

Böyle cevap veriyordu Deborah, akıl hastası olarak karşısına çıkarıldığı psikiyatri uzmanına, şöyle bitiriyordu diyalogu, doktorun kendilerini ne beklediğini sorması üzerine: “Beni arkadaş canlısı, sevimli, uysal ve söylediği yalanlardan mutluluk duyan biri haline getirmek istiyorsunuz.”

Greenberg bu yazdıklarıyla, onların hayal dünyalarından bir kesit çıkarıp getirmek istemiş, işin daha tehlikeli boyutu, okumaktan korkuyor insan belli bir yere geldikten sonra, onlardan biri olmaktan korkuyor.

Delilik ve şiir üzerine bir tez çalışması yapıldı mı emin değilim, şiirin ruh sağlığını bozduğu kısma ise katılıyorum. Melankoli sanrı yaratmayabilir, gerçekliği öldürdüğü belki doğrudur. Aksi takdirde bu kadar çok şairin canına kıymış olmasını hiçbir şeye dayandıramıyorum. Nitekim Erasmus da deliliğin en çok şairler tarafından övüldüğünü belirtiyor, delilerin kulaklarını saçmalarla, gülünç öykülerle okşayan özgür kişiler olarak bahsediyor şairlerden.  Ve “İnsanın her yaptığından memnun olması, kendi kendine hayranlığı kadar büyük delilik olur mu?” diyerek bitiriyor, söylenecek çok fazla bir şey bırakmıyor.

Bir de akıl hastanelerinde şiire bulaşanlar var, Bedia Türker 1960’lı yıllarda eğitimci olarak görev yaptığı Bakırköy’de akıl hastalarının yazdıkları şiirleri derlemiş, ortaya enfes bir kitap çıkmış. İnilti isimli bu kitabı okuyunca biz mi deliyiz, onlar mı ayırımının yanında hastane günlüklerine de erişmiş oluyoruz. Şairler dışardaki deliler, onlar içerdeki acıların şairleri.

“Tanrım bana sabır ver,
Tahammülüm yok artık,
Gözüme bir perde ger,
Tahammülüm yok artık.

Bu deliler âlemi,
Büktü benim belimi,
Bu bitmeyen elemi,
Tanrım doldur çilemi.”

Bir de “Merdiven” uyarlaması var:

“Ağır ağır çıkacaksın Haşim Ahmet misali,
Neme lazım deme koynunda uyusun,
Aşkın ızdırabı ile gitmiyor visali,
Uyusun da büyüsün maşallah,
Gelin olur inşallah…”

Bizim sözcükleri çokça kirlettiğimiz doğrudur, onların bu lüksü yok, her yazdıklarının kendi dünyalarında bir yansıması var, bizim göremediklerimiz için onların gerçeğini reddedemeyiz.

“Örtün üstüne örtün Ilgaz’ın karlarını,
Geçti gençlik benden de seyretmeden yarını,
Böyle demişti hocam eller alır varını,
Bahar gibi bir ömrün yeşil yapraklarını…”

Kim bu sözlerin karambole yazıldığını söyleyebilir, aramızda tek fark var sanırım, biz zincirlenmemiş delileriz.

Bir de, yazmasaydım deli olacaktım meselesi var, onu hiç konuşmayalım.

Hastane Notları

Bütün hastanelerin şiiri ölmüş aslında, oturup susmak lazım. Susmak öğretilmemiş modern insanın bir hastaneye kilitlenmesi en büyük duamdır.

Biraz misafirlik, kanımda dolaşan kontrast maddeyle magnetik serzenişler, başım çatlıyor, kolumdaki iğne iğne olmayabilir, bir Hint masalı dolaşıyor kablolarında, başım çatlıyor, sosyopat bir vaka, gel hemşeri çıkalım, başım çatlıyor ve her an klostrofobik bir çocuk bulabilirim içimde, teknoloji geliştikçe bu aletlerin içinde yeni çığlıklar, siz önce sesini kesmelisiniz bu şehrin, halen başım çatlıyor.

Sen yenisin galiba burada, eh biraz, galiba güzel bir oda, camdan bir duvar, kapalı, tek başıma, bembeyaz örtüler, havlular, yastıklar, televizyon bozuk, sırt çantam bir dünya kitap, dağlar var göz alabildiğine, insanlar uzakta, evler uzak, ben yokum yerimde.

Ne istersin deseler bunu isterdim herhalde,  dışarıda yağmur yağıyor, ben Bağbozumu Şarkıları söylüyorum, kuşlar ıslanıyor pencere önünde, içeriye alacak kadar camı açamıyorum, birbirimizi seyrediyoruz o üşürken, ben üşümüyorum.

Hastanelere balkon yapmıyorlar, ayaklanalım, pencere açma aralığı resmi yazıyla belirleniyor, ne zaman öleceğimizi de yazıyor mu yönetmelikler, hasta bir adamın havalandırmadan gelen oksijene ihtiyacı yoktur, elini rüzgâra uzatsa her insan biraz kuştur aslında.

İki buçuk yaşındaki yeğenim masallara inanmıyor sanırım. Avcı, kurdun karnındaki büyükanneyi niye hastaneye götürmüyor diyor, bu kadar güveniyorsa doktorlara biz niye hiç iyi olamıyoruz?

Beckett’a selam olsun, “Acı çekiyorum, o halde varım.” Ya da, Allah daha çok sevecekse, kim korkar hasta olmaktan.

Kitap Fuarı Notları

Kitap fuarları büyük nimet aslında ama bu zamana kadar neden mahrum bıraktılar bilmiyorum, bu denli büyük bir kitap fuarını ilk kez bu yıl görmüş olduk, üç ya da dört tanesi haricinde büyük yayınevlerinin birçoğu katılmıştı, ilgi de fena değildi, fakat insanların birçoğu kitap almak yerine bir kitap fuarı görelim, paylaşım yapalım gibi medyatik düşüncelerle gelmiş, tabi ben sahafların yalancısıyım.

Sağolsunlar belli başlı İstanbul sahafları da gelmişti, sahaflar sokağındaki standlarına kuruldular, güzeldi, sırf muhabbet etmek için üç ya da dört kez gitmiş oldum fuara, her ne kadar aradığım kitapları bir türlü bulamadıysam da. Kadıköylü sahaf abinin şu cümlesini unutmayacağım: Burada Bachmann soracağını bilsem getirmez miydim kardeşim?

E tabi, eskiden insanlara kitap okumuyorlar diye kızardık, artık çok okuyorlar, yine de çok cahiliz diye korkuyorum. Bunun üzerine biraz kafa yoralım, biz kitap diye ne okuyoruz?

Kitabevleri popüler kültür kitaplarını satmadan işlerini yürütemiyorlar, o yüzden bilinçli okurdan nefret ediyorlar.

Hasan Bozdaş | Fakirane 3

Fakirane Dergisi’nin 3. sayısını okumak için: http://en.calameo.com/read/0038544261b9318890a28

Bir yorum yazın...

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s