Kaçış Günlüğü

Regarde! Je viens seul m’asseoir sur cette pierre
Où tu la vis s’asseoir!*

Mayıs’ı nasıl yarıladığım şaibelidir, bahara nasıl kavuştum ve nasıl bitirdim, şaibe. İki bardak çay haricinde bir şey hatırlamıyorum bahardan, ellerime kırılmadılar, keşke, dökülmedi kan, sebebi tütsüne dokunmaları. Baharı nasıl çıkardım, bahara nasıl çıktım, baharı elimizden neden aldın, bunlar hep kahır. Fuat Edip Baksı, bu söylediklerimin şiirini yazmış olmalı. Okumaya devam et “Kaçış Günlüğü”

Modern Mistik Dokunuşun Hasta Şairi: Sohrab Sepehri

İran’ın Yeni Şiir Hareketi İçerisinde Sepehri ve Çağdaşları

Farsça, şüphesiz bir medeniyet ve eşsiz bir edebiyat dilidir. Bu dil, Ortadoğu’nun sihirli şiirlerinin annesi olmuş, şiir toplumu doğurmuştur. Sohrab Sepehri de bu toplumun sesi gür çocuklarından biridir.

Şiirin, Platon’un deyimiyle dizginlenmesi gereken duyguları haykırdığı, bu yorum ile dışa vurulan eserlerin bir yangının ürünü olduğu düşünülürse, Sepehri bu yangından iki farklı yolla kurtulmuştur: yazarak ve çizerek. Sepehri, şiiri yazmakla kalmamış, şiirinin resmini de yaparak bugün iki farklı sanat türündeki başarılarıyla anılagelmiştir. Snnonides’in şu sözü, şairin her iki uğraşının da aynı olduğunun kanıtı gibidir: “Resim sessiz bir şiir, şiir konuşan bir resimdir.”   Okumaya devam et “Modern Mistik Dokunuşun Hasta Şairi: Sohrab Sepehri”

Mülteciler İçin Yurt Yok

Myanmar ve özelde Arakan Müslümanlarının sorunlarını yansıtacak rapor hazırlığım esnasında tanışmış oldum kendisiyle. Budizm dinine mensup olması, ülkesindeki bazı Budist kesimlerin vahşetine karşı dik durmasını engellememiş ve Müslüman haklarının savunucusu olmuş bir akdemisyen, aktivist ve şair Maung Zarni. Genellikle politik şiirler kaleme alıyor. Mahalle Mektebi Dergisi’nin 21. sayısı(Ocak-Şubat 2015) için, Maung Zarni’nin “No Country for Refugees”(Mülteciler İçin Yurt Yok) isimli politik şiirini çevirmiş bulundum. Neredeyse her gün karşılaştığımız göçmen tekneleri faciası, 3. dünyanın yoksul insanlarına batılı/beyaz adam tarafından biçilen kaderin bir neticesidir aslında. Maung Zarni bu şiirini, karadaki ölümden kaçarak sudaki ölüme yakalanan mülteciler için kaleme almıştır. Bu da bir kısım dizesidir:

“Ah, biz ve bizim sömürgecilik nostaljimiz.
Batı ve onun şizofreni durağı.
Bu arada senin için güzel haberlerim var bay mülteci:
Şimdi geriye yaslan, rahatla
Ve bir zahmet boğul.”

Durup Dururken Notlar: Aralık 2014

Bir Zaza, bir Çerkez bir de Maçkalı, uzun bir yola çıktık, uzun zaman önce.  Hepimiz deli olduk çıktık.

Delilik Notları

“Neden burada olduğunu biliyor musun?”

“Sakarlığım yüzünden. Sakarlık ilk neden, ayrıca upuzun bir de listemiz var. Tembellik, dağınıklık, inatçılık, bencillik, şişmanlık, çirkinlik, kötülük, kabalık. Bir de yalancılık. Bu sınıflandırmanın alt başlıkları da var. Birincisi, sahte körlük, gerçekte iki büklüm eden hayali ağrılar, gerçek olmayan işitme sorunları, yalandan bacak sakatlanmaları, yapmacık baş dönmeleri, aslı astarı olmayan ve işten kaçmak için uydurulan hastalık bahaneleri. İkincisi ise mızıkçılık. İnsanlara soğuk davranmayı atladım mı acaba? Soğuk davranmak da var da…” Okumaya devam et “Durup Dururken Notlar: Aralık 2014”

Halil Cibran

Halil Cibran, 1883 yılında Lübnan’ın bir kasabası olan Bsharri’de Maruni Katolik bir ailenin çocuğu olarak dünyaya gelir, modern bir eğitim almaya çalışan Cibran, İncil’i de iyi bir şekilde öğrenir.

Henüz çocukluğunda babasının göreviyle geçirdiği bir takım soruşturmalar ve aldığı hapis cezası neticesinde sıkıntılı günler geçiren Cibran ve ailesi, 1895 yılında New York’a yerleşir. Okumaya devam et “Halil Cibran”

Durup Dururken Notlar: Ağustos 2014

Savaş Notları

Biz yirmi yıldır ey bacım
Şiir yazmıyoruz ama
Savaşmaktayız savaşmakta![1]

İnsan mı siyaseti kirletti, siyaset mi insanı bilmiyorum, ama ben yumurtadan önce tavuğa can verildiğini zannediyorum.

Muhtemelen her şey Kabil’le başladı, zavallı çocuk, yaşadığı sıkıntıya aşk acısı diyemem. İnsan, güzeli seçerse onun adı aşk olmaz, olsa olsa mantık şeysi olur; ama bir kadın uğruna dünyanın tadını, tuzunu kaçırdı; üzerimizde emeği çok. Okumaya devam et “Durup Dururken Notlar: Ağustos 2014”

Durup Dururken Notlar: Mayıs 2014

Kitap Notları

Bir şekilde bana ulaştırılan ve yazar/şairlerini tanımadığım halde gıyabımda ‘değerli dostum’, ‘kıymetli dostum’, ‘gönül dostum’la adıma imzalanan tüm kitapların (ki büyük çoğunluğu soyadımı dahi doğru yazmadan göndermek zahmetinde bulunmuştur) ilk sayfalarını kopardım, henüz ne yapacağıma karar vermiş değilim, belki bir sergi açarım, bilmiyorum. Okumaya devam et “Durup Dururken Notlar: Mayıs 2014”