Mağrib Günlükleri III – Merakeş, Kazablanka

08.06.2019-Merakeş

Günaydın.

Gece yarısından ancak saatler sonra kavuştuğumuz istirahat ve uykunun da anlamına kavuşması… Ama bir an önce dirilip Merakeş’e geçmeli. Daha öncesinde, Kazablanka’ya karşı Berberice şarkılar eşliğinde bir kahvaltı yapabilir miyiz?

Aklım, Tanca’da gördüğüm mavi cellabiyede. Merakeş sokaklarında alelade bir Fas beyefendisi gibi yürümek istiyorum, ten rengim ve Arap tipolojim yabancılık çekmemi engelleyecek. -Nerede bulabilirim? Okumaya devam et “Mağrib Günlükleri III – Merakeş, Kazablanka”

Mağrib Günlükleri I – Tanca

06.06.2019

Bu yolculuğu kısmetim yapan ne hiç bilmiyorum.

İnsan, Fas için bu kadar çabuk yola çıkabiliyormuş.  Şimdi havalimanında, uçak körüğe yanaşırken, karşı koltukta bize Faslı nişanlısını görmeye gittiğini anlatan genç iş adamını dinliyoruz Murat abiyle.

Air Arabia Maroc’un Gökçen’den kalkan gece yarısı uçağında birkaç saat dilimini, güneşin batış rotasını takip ederek geçiyoruz; batan güneşi mi izliyor, doğacak olandan mı uzaklaşıyoruz?

Okumaya devam et “Mağrib Günlükleri I – Tanca”

Tromsø Günlüğü 2

DCIM100GOPROG0091012.JPG

07.10.2018

Günaydın. Bugün Pazar.

Kahvaltıda røkt laks (tütsülenmiş somon), yumurta kızartması ve envai çeşit peynir var. Norveçliler, tütsülenmiş somonla birlikte yumurta yiyorlar. Jens’i  izliyorum. Evde kendi yaptığı ekmek (ki Norveçte ekmeği evde yapmak adeti de varmış, annemin yaptığı tandır ve sac ekmeklerini özlemiyor değilim ama artık çocuklar sıcak ekmek kokusu nedir bilmiyorlar.) diliminin üzerine somonu, sonra yumurta ve domatesi koyup bıçakla dilimliyor, öyle yiyor. Ben Ortadoğu usulü. Ekmeğe tereyağı sürüp, üzerine somonu da koyup elimde yiyorum. Okumaya devam et “Tromsø Günlüğü 2”

Tromsø Günlüğü 1

05.10.2018

Hayatımda rastlantı sayılamayacak kadar çok seyahat var; kendiliğinden çıkagelen, hiç hesapta olmayan ama daima yola çıkaran, gittikçe babama benziyorum. Yolda ölmekten korktuğumu biliyorum, yine de yol oluyorum. Toprak, tapmak için hâlâ çok değersiz. İnsan, bunu medeniyetin tarihi boyunca pek çok kez ispat etti. Bu yüzden hiçbir sığınağım yok dünyayla ilgili. Çünkü yolda olunca, ait olma hissi kayboluyor, hiçbir şey hissetmiyorum; belki buraya da uyum sağlarım, belki buraya da… Okumaya devam et “Tromsø Günlüğü 1”

Söyleşi

7 Aralık’ta Diyarbakır Özel Öz Kayapınar Lisesi öğrencileriyle söyleştik, edebiyat ve şiir konuştuk, kitap imzaladık. Gençlerin sorularına yetişemedim. Misafir eden kıymetli idareci ve öğretmenlerimize çok teşekkür ediyorum.20181207_113335

Mahalle Mektebi Sohbetleri

10 Kasım’da Konya’da Mahalle Mektebi Dergisinin misafiri olduk, muhabbet ettik. Davetleri için Ulvi Kubilay Dündar ve Abdullah Kasay’a,  konukseverlikleri ve muhabbetleri için kıymetli Muammer Ulutürk hocamıza ve Mehmet Kahraman beye; refakatleri için Ahmet Melih Karauğuz, Ahmet Topbaş, Ali Akçakaya ve Alperen Tayfur’a teşekkürlerimle…

Bilkent Kitap Fuarı İmza Günü(3 Kasım 2018)

3 Kasım’da Bilkent Center’da düzenlenen kitap fuarında Hayriye Ünal, Merve Koçak Kurt ve Esra Özdemir Demirci ile birlikte Hece Yayınları standında kitaplarımızı imzaladık. Bizi yalnız bırakmayan Rasim Özdenören hocamıza, kıymetli öykücüler Gamze Güller ve Deniz Dengiz Şimşek’e, refakatleri için Alptuğ Topaktaş’a ve Ahmet Sezikli’ye binbir teşekkürle…

Bir Japon Ölürken Konuşmalar

Ali Ayçil dizelerini daima akraba bulurum, ilk kez okuduğumu düşünmem bile, denemelerinde de bundan farklı düşünmedim. Benzer şeyleri gözlemliyor, kıvanç duyuyor, burukluğunu yaşıyor, yanı başımda konuştuğunu duyuyorum. Örneğin, onu çaresiz bırakan ölüm, işte hepimizin ortasında çırılçıplak ve yapayalnız. Alışkanlıklarımız, korktuklarımız ve hakkında konuştuğu şeylerin hiçbiri bizden uzak değil. İletişim kurma biçimi de bize uzak değil, bir yaralının yakını gibi. Ama kesinlikle sesini yükseltmiyor, olanca dirayetiyle sabrediyor. O, bunu kişisel kaosu olarak adlandırıyor.   Okumaya devam et “Bir Japon Ölürken Konuşmalar”